MAKALE

Hepiniz her an, her yerde görmektesiniz onları.

Yanlarınızdan hızla geçmekteler. Size çarpmaktalar. Ya da siz onlara çarpıp bir kazaya sebep olacaksınız diye aklınız çıkmakta.

Bazen yanınızdan geçtiklerinde yaya iseniz, hızla kenara kaçmaktasınız. Ya da bağırarak hakaret etmektesiniz, çünkü üzerinize sürmektedirler motoru.

Çoğu kez susmaktalar.

Yoksul ailelerin, eğitimsiz, işsizliklerine çare olarak buldukları, ölümle yarıştıkları; önlerine sadece motokuryelik konmuş çaresiz çocuklar.

Zamanla yarışan rüzgâr çocuklar.

İşvereninin önüne koyduğu 3-5 dakikada yetişecek ihtarı, boynunda ilmek olup ölümcül bir yarışçı gibi kendini yola atan, bazen araçlara insanlara zarar veren kimi zaman da bir kamyonun çarpıp havalara fırlattığı kolu bacağı kopan çocuklar.

Vahşi kapitalizmin hileleri tükenecek gibi değil. Son on yılda ortaya çıkan bu çocuklar, daha fazla kazanma hırsı ile yanıp tutuşan esnafın kanlı rekabetinden başka bir şey değil.

“En hızlı servisi ben yaparım, en büyük parayı ben kaparım” yarışında; çocukların canını hiçe sayan sistemde beyhude ararsınız şefkati ve merhameti. Çoğu 15 yaşın altında ve kaçak çalıştırılan çocuklara gerçi başka bir alternatif  de bırakılmamıştır.

Bazen haklı savunmasını da işitirsiniz, oğlum neden bu tehlikeli işi yapıyorsun dediğinizde.

“Ne yapayım, tinerci mi olayım” deyip boynunu büktüğünde, susarsınız. Tıpkı astragan kürk giyen zengin kadınları mutlu etmek için, anneleri karnındaki kuzuların kürkünü çıkarmak isteyen tüccarların kanlı elleri gibidir bu çocukların ciğerini çıkarmaya çalışan vahşi kapitalizm.

Nasıl annelerini kesip aldıklarında kürk bozuluyorsa, canlı canlı hayvanın karnını açıp, kuzunun canlı canlı derisini sıyırma operasyonu gibi vahşi ve tüyler ürperticidir.

Şimdi nasıl bir süreç ki.

Ev hanımları bile yemek yapmıyor, kendisini yormuyor, bakımından gezmesinden geri kalmıyor; konukları geldiğinde buzdolabına asılı telefonlara uzanmak kadar kolay misafir ağırlamak ya da ev halkına akşam yemeği hazırlamak.

Ya da işyerinde sıcak pizza, lahmacun yemek lüksünden geri kalmak istemeyenlerin hiç vazgeçmediği ünlü restoranlara yağdırılan emirle; söylediği anda hazırlanması, pişirilmesi, getirilmesi 30 dakika diye övünülen zehir yemekler.

Böyle bir çocuğa rastlamıştım ara yolda motorundan, kamyonun çarpması ile uçmuş ve ağabeyi başında ağlıyordu; “kardeşim öldü” diye, insanlar toplanmışlar, fazla da bir yasını tutan yoktu, neden bu işte çalışıyor ki diye söylenenler bile duyulmakta idi, donmuş kalmıştım.

Fakat onca çaresiz çocuk hatta bugün öğretmen ya da hukukçu pek çok genç okurken, ailelerinin yoksulluğundan, kendilerine maddi yardım yapamamaları üzerine moto kuryelikle eğitimlerini tamamladıklarını onurla anlatmaktalar.

Öyle ya, çalmamış çırpmamış, haksız kazançla keneler gibi şişmemiş, var güçleri ile soğukla, rüzgârla, sıcakla yarışarak alın terlerini akıtarak helal rızıklarını kazanmışlardır.

Bu yazıyı yazmama sebep de komşumun çocuğu.

O da moto kurye idi.

Arkadan çarpan tır, bariyerlere fırlatmış annesinin tek yavrusu.

İki aydır kımıldamadan yatmakta, bütün kaburga ve kalça kemikleri un ufak olmuş kırıklar içinde.

Yazının devamı için tıklayınız....

Mİne Alpay Gün