MAKALE

Doç. Dr. Levent ŞAHİN

İnsanoğlunun onurlu bir yaşam sürdürebilmesi için vermiş olduğu çabaların en değerlisi olarak kabul edilen çalışma hakkı, insan hakları ile ilgili temel sözleşmelerin hemen hemen hepsinde yer almaktadır. Bu sözleşmeler, çalışmayı herşeyden önce bir hak olarak kabul etmekte ve bu hakkı korumayı amaçlamaktadırlar. Ancak, günümüzde sadece gelişmekte olan ülkelerde değil, gelişmiş Batı toplumlarında dahi, boyutları giderek artan bir işsizlik sorunu ile karşılaşıldığı bilinen bir gerçektir. Dolayısıyla çalışmanın bir hak olduğu klişesi, yaşamsal alanda çok da geçerli olamamaktadır. Kuşkusuz, yukarıda genel hatlarıyla anlatılmaya çalışılan yoksulluğun en önemli nedenlerinin başında “gelir getirici herhangi bir faaliyette bulunamama” anlamına da gelen işsizlik gelmektedir. Bugün gelinen noktada ise, durum çok daha vahim bir hal almaya başlamıştır. Gelir getirici bir faaliyette bulunduğu halde yoksulluğun pençesinden kurtulamayan pek çok insan dünyanın dört bir yanında yaşam mücadelesi vermeye devam etmektedir.

Çalışma ve yoksulluk kavramlarının bir bileşkesini ifade eden “çalışan yoksul” olgusunun literatürde kabul edilen tek tip bir tanımına rastlamak oldukça zordur. Bu zorluğun en önemli nedenlerinden bir tanesi de çalıştığı halde yoksul olanların tespitinin yapılmasında temel kabul edilecek yoksulluk türünün ne olduğu ya da ne olması gerektiği konusudur? Yani bu çerçevede yoksulluk, sadece en temel insani ihtiyaçları dahi karşılayamama durumu mu yoksa buna ilaveten bazı sosyal gereksinimlerinden de mahrum olma durumu mudur? İşte bu noktada özellikle gelişmiş Batı Avrupa ülkelerinin, göreli yoksulluk kavramından hareket ettiği bilinmektedir. Bir diğer ölçüm karmaşası ise, sorunun boyutlarının tespit edilmesinde yatmaktadır. Buna göre, veriler ortaya konarken, hanehalkının mı yoksa bireyin mi referans alınacağı konusu çoğu zaman tartışılagelmiştir. Çünkü bu durum, çalışan yoksullar ile ilgili yapılan hesaplamalarda farklılıklara neden olacaktır. Örneğin, günde 1.25$’ın altında bir ücret alarak çalışıyor olmasına rağmen ailede istihdam edilen diğer bireylerin hanehalkı gelirini yükseltmeleri nedeniyle çalışan yoksul olarak tanımlanamayacak insanlar olabilirken; yine günde 1.25$’ın üzerinde ücret alarak çalışıyor olmasına rağmen, beş kişilik bir ailede yaşayan ve kendisinden başka çalışanın olmamasından ötürü, çalışan yoksul olarak kabul edilecek bir kesim de bulunmaktadır.

Farklı çalışmalarda kabul edilen çalışan yoksul gruplandırmalarını şu şekilde bir sınıflandırmaya tabi tutmak mümkündür:

Yoksul bir ailede yaşayan bütün çalışanlar (ILO’nun da kabul ettiği tanım),
Yoksul bir ailede çalışan bütün tam zamanlı çalışanlar,
En az bir kişinin çalıştığı yoksul bir ailede yaşayan bütün aile bireyleri ve
En az bir tam zamanlı çalışanın bulunduğu yoksul bir ailede yaşayan bütün bireyler.
Her ne kadar yukarıda farklı çalışmalarda kabul edilen çalışan yoksul gruplandırmaları farklı temellerle sınıflandırılmışsa da, çalışan yoksulun tespit edilmesinde ağırlıklı olarak kişinin beraber yaşadığı hanehalkının toplam gelirinin dikkate alındığı bilinmektedir. Bu doğrultudan hareketle her düşük ücretli çalışanın, çalışan yoksul sınıflandırmasında yer alamayacağı gibi, her çalışan yoksulun da düşük ücretli olamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Dolayısıyla bu noktada çalışanların hanehalkı yapılarının ve toplam hane gelirlerindeki farklılıklar büyük önem arz etmektedir. Hanede kaç kişinin yaşadığı, bunların kaçının çalıştığı ve hanenin çeşitli kaynaklardan elde ettiği toplam gelir miktarının ne olduğu çalışan yoksulluğunun ortaya çıkmasında birincil derecede önem arz edecektir.

İlk olarak 1960’lı yıllarda ABD’de araştırması konusu olmaya başlayan ve 1970’li yılların başından itibaren tanımlanmaya çalışılan çalışan yoksul olgusu, ilk olarak ABD İşgücü İstatistikleri Dairesi tarafından duyurulmuş ve ekonomik olarak aktif olmayan yoksul kesimleri değil, ekonomik olarak aktif olanları kapsamıştır. Buna göre çalışan yoksul, “yılın en az 27 haftasını işgücünde geçiren fakat kişisel ya da aile gelirleri hala yoksulluk sınırı altında olan kişiler” olarak tanımlanmıştır. Avrupa Birliği ise, çalışan yoksulu “yılın yarısından fazlasında istihdam edilen ve ulusal ortalama gelirin %60’ının altında harcanabilir gelire sahip olan bir hanehalkında yaşayan bireyler” olarak tanımlamaktadır. Her iki tanım da çalışan yoksulun tespit edilmesinde hanehalkını referans almakla birlikte, içeriği itibariyle oldukça önemli bir farklılık arz etmektedir. Öyle ki, ABD’nin temsil ettiği tanım, işgücüne dahil olmayı yeterlik görmekte yani çalışanların yanında iş arayan işsizleri de kapsamakta iken; AB’nin kabul ettiği tanım yalnızca istihdam edilenleri kapsamakta dolayısıyla işsizleri çalışan yoksul tanımının dışında bırakmaktadır.

ABD’nin ve AB’nin temsil ettiği bu tanımları haricinde Fransa İstatistik Kurumu’nun ABD’nin yapmış olduğu tanıma benzer bir şekilde çalışan yoksulu, “yılın en az altı ayını işgücü piyasasında çalışarak ya da iş arayarak geçiren; ancak üyesi olduğu hanehalkının yaşam standardı yoksulluk düzeyi altında olan kimseler”; Kanada Ulusal Refah Konseyi’nin ise, “gelirin yarıdan fazlasını ücret, maaş ya da kendi hesabına çalışma yoluyla elde eden ve Kanada Düşük Gelir İstatistikleri tarafından belirlenen gelir eşiğinin altında kalan kişiler” olarak kabul ettiği bilinmektedir. Son olarak, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün kabul ettiği çalışan yoksul tanımı ise, “yoksul bir ailede yaşayan tüm çalışanlar”dır ve buradaki “çalışan” kavramı referans döneminde en az bir saat istihdam edilenlerin kapsamaktadır.

Çalışmanın buraya kadar olan kısmında daha ziyade teorik olarak ifade edilmeye çalışılan çalışan yoksulluğunun boyutlarının rakamlarla ortaya konması şüphesiz ki çok daha objektif ve gerçekçi yorumların yapılabilmesine imkan tanıyacaktır. Dolayısıyla aşağıda Uluslararası Çalışma Örgütü’nün kabul etmiş olduğu çalışan yoksul tanımının doğrultusunda hesaplanmış olan yoksulluk rakamları, hem kişi sayısı hem de toplam istihdam içindeki oranları bakımından ayrı ayrı verilmektedir. Buna göre dünya 8 ayrı bölgeye (Orta ve Doğu Avrupa, Doğu Asya, Güneydoğu Asya ve Pasifik, Güney Asya, Latin Amerika ve Karayipler, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Sahra Altı Afrika) ayrılmış ve hem küresel hem de ilgili bölgesel rakamlar, günlük 1.25$ ve 2$’nın altında kazananlar için ayrı ayrı verilmiştir.

Tablo 1: Günde 1.25 $’ın Altında Kazananlar


 

Kişi (milyon)

İstihdam İçindeki Payı (%)

 

2000

2007

2010

2011*

2000

2007

2010

2011*

Dünya

689.2

493.5

459.1

455.8

26.4

16.7

15.1

14.8

Merkez ve Doğu Avrupa

6.8

2.9

2.2

2.0

4.6

1.8

1.4

1.3

Doğu Asya

222.6

87.9

66.9

64.3

29.9

10.9

8.1

7.8

Güneydoğu Asya ve Pasifik

75.4

39.7

33.1

32.9

31.1

14.5

11.4

11.1

Güney Asya

238.9

226.9

225.8

225.0

46.7

37.8

36.8

35.9

Latin Amerika ve Karayip

14.5

10.3

9.0

8.8

7.0

4.2

3.5

3.3

Ortadoğu

0.7

0.

0.7

0.8

1.6

1.6

1.1

1.2

Kuzey Afrika

7.0

4.7

4.1

4.3

15.0

8.0

6.5

6.7

Sahra Altı Afrika

123.3

120.2

117.4

117.7

54.8

43.4

39.1

38.1


Not:2011 yılı verileri tahminidir.

Günde 1.25$’nın altında ücret alarak çalışan yoksulları gösteren Tablo 1’e göre 2011 yılı itibariyle dünyada yaklaşık 456 milyon kişi 1.25 $’nın altında kazanç elde etmektedir. Yani bir diğer ifadeyle dünyadaki toplam istihdamın yaklaşık %15 gibi ciddi bir bölümü, adeta “açlık sınırı”nda yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadır. Bu konuda olumlu olarak nitelendirilebilecek tek husus, günlük 1.25 $’nın altında çalışanların sayısında yıllar itibariyle meydana gelen azalmalardır. Dünya genelinde günlük 1.25$’nın altında kazananların istihdam içindeki payı, 2000 yılında %26.4 (689 milyon kişi) iken, 2007 yılında %16.7’ye (493 milyon kişi), 2010 yılında %15.1’e (459 milyon kişi) ve nihayet 2011 yılında da yukarıda söylendiği gibi %14,8’e (455 milyon kişi) gerilemiştir. Bölgelere göre incelendiğinde ise, günlük 1.25 $’nın altında kazananların istihdam içindeki payı en fazla olan bölgelerin %38,1 ile Sahra Altı Afrika ve %35,9 ile Güney Asya olduğu görülmektedir. En düşük oranlar ise %1,2 ile Orta Doğu, %1.3 ile Merkez ve Doğu Avrupa ve %3.3 ile Latin Amerika ve Karayip’e aittir. 

Tablo 2: Günde 2 $’nın Altında Kazananlar


 

Kişi (milyon)

İstihdam İçindeki Payı (%)

 

1997

2002

2007

2011*

1997

2002

2007

2011*

Dünya

1.197.6

978.3

916.6

911.5

45.9

33.1

30.2

29.5

Orta ve Doğu Avrupa

19.3

8.8

7.7

7.4

13.0

5.5

4.8

4.5

Doğu Asya

396.0

206.7

157.1

148.9

53.2

25.6

19.1

18.0

Güneydoğu Asya ve Pasifik

146.5

105.3

96.1

95.7

60.5

38.3

33.0

32.3

Güney Asya

415.5

425.5

421.1

81.2

81.2

70.8

68.7

67.3

Latin Amerika ve Karayip

31.3

25.5

23.7

23.3

15.1

10.4

9.1

8.8

Ortadoğu

3.4

4.4

4.1

4.4

8.3

8.0

6.8

7.0

Kuzey Afrika

15.4

16.7

16.8

17.3

32.7

28.4

26.5

27.2

Sahra Altı Afrika Ülkeleri

170.2

185.3

89.9

193.0

75.7

67.0

63.2

62.4


Not:2011 yılı verileri tahminidir.

Çalışan yoksullar olgusuna, günlük 2 $’nın altında kazananlar açısından bakıldığında da, durum çok iç açıcı değildir. Dünya genelinde 2011 yılı itibariyle 911 milyon kişi günlük 2 $’nın altında ücret alarak çalışmakta ve istihdam içerisindeki payı açısından %29.7’ye tekabül etmektedir. Bu durum, bir anlamda dünyada çalışan her yüz kişiden yaklaşık 30’unun “yoksulluk sınırı”nın altında yaşamaya devam ettiğini göstermektedir. İstihdam içerisindeki payları açısından değerlendirildiğinde, 1997 yılında %45.9 olan oranın, önce 2002 yılında %33.1’e, daha sonra 2007 yılında %30.2’ye ve nihayet 2011 yılında yukarıda da söylendiği üzere %29.7’ye gerilediği görülmektedir. Günlük 2$’nın altında ücret alanlara bölgeler itibariyle bakıldığında, istihdam içindeki en yüksek paya 2011yılı için %67.3 ile Güney Asya ve %62.4 ile Sahra Altı Afrika’nın sahip olduğu görülmektedir. Dolayısıyla, dünyadaki en fakir bölgelerin bu iki bölge olduğuna dair bir tespit yapmak da yanlış olmayacaktır. Çünkü, bir bölgede istihdam edilen her 100 kişiden yaklaşık olarak 65’inin günlük 2$’nın altında kazanç elde ederek çalışıyor olması demek, o bölgenin ekonomik ve sosyal gelişmiş açısından çok gerilerde kaldığını ispatlar niteliktedir. Günlük 2 $’nın altında ücret alarak çalışanların istihdam içerisindeki paylarının en düşük olduğu bölgeler ise 2011 yılı itibariyle %4.5 ile Orta ve Doğu Avrupa, %7.0 ile Ortadoğu ve %8.8 ile Latin Amerika ve Karayip’tir.       

YARARLANILAN KAYNAKLAR

ÇAVUŞOĞLU, Büşra; “Türkiye’de Çalışan Yoksulluğunun Genel Görünümü”, Sosyal Güvence Dergisi, Cilt:1, Sayı:1, Yıl:1, 2011, ss. 22-32.

GÜNDOĞAN, Naci, M. Kemal BİÇERLİ, Ufuk AYDIN; “The  Working  Poor:  A Comparative  Analysis”,  MPRA  Munich  Personal  Repec Archiv,  MPRA  Paper  No.  5096, 2005, ss. 1-23.

GÜNDOĞAN,  Naci; Yoksulluğun Değişen Yüzü: Çalışan Yoksullar, Anadolu Üniversitesi Yayınları, No:1727, 2007.

ILO, Global Employment Trends 2012, Geneva, ILO Pub., 2011.

ILO, Global Employment Trends 2011, Geneva, ILO Pub., 2012.

ILO, Global Employment Trends 2009, Geneva, ILO Pub., 2009.

KAPAR, Recep; “Çalışan Yoksullar”, Sendikal Notlar, Sayı:29, Kasım, 2005, ss. 52-75.

KAPAR, Recep; “Türkiye’de Çalışan Yoksullar”, Ankara Sanayi Odası Yayını, Kasım-Aralık, 2010.

MURAT, Sedat & Levent ŞAHİN;  AB’ye Uyum Sürecinde Genç İşsizliği, İstanbul, İstanbul Ticaret Odası Yayınları, İTO Yayın No: 2011-35, 2011.

PEÑA-CASAS,Ramón & Mia Latta; Working Poor in the European Union, European Foundation for the Improvement of Living and Working Conditions, Dublin, 2004.

SEÇER, Barış; “Amerika Birleşik Devletlerinde Çalışan Yoksullara Yönelik Sosyal Refah Politikaları”, Kamu-iş

 
Yazarın Diğer Makaleleri...