MAKALE

Vakıf: Sadece Allah rızasını kazanmak için, zengin kimseler tarafından kurulan ve menfaati tamamıyla ihtiyaç içinde bulunanlara tahsisi edilen müessesedir.

Kur’an-ı Kerimde “Vakıf” kelimesi geçmez, ama bu anlama gelebilecek pek çok kelime vardır. Sadaka vermek, İnfak etmek, iyilik yapmak gibi…

“Allah yolunda infak edin ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.” ( Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 195)

“Mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği yedi başak bitiren, her bir başakta yüz tane bulunan bir tek tanenin örneği gibidir. Allah, dilediğine kat kat arttırır. Allah (ihsanı) bol olandır, bilendir.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi  261)

“Şüphesiz sadaka veren erkekler ile sadaka veren kadınlar ve Allaha güzel bir borç verenler; onlar için kat kat artırılır ve kerim olan ecir de onlarındır.” (Kur’an-ı Kerim Hadid suresi 18)

Peygamber efendimiz “İnsanoğlu öldüğü zaman bütün amelleri kesilir. Ancak devam eden sadaka(Sadaka-i Cariye), faydalanılan ilim ve kendisine dua eden bir evlat bırakanlarınki kesilmez”. (Hadis-i Şerif, Müslim, Ebu Davud,  Tirmizi )

Hadisçiler Sadaka-i Cariyeyi vakıf ile tefsir etmişlerdir.

Tanımından da anlaşılacağı gibi vakıflar İslami yardımlaşmanın sonucu olarak ortaya çıkmış kuruluşlardır.

İslam’ın ilk yıllarında Hz. Peygamber ve halifelerinin kurdukları vakıflardan sonra, imkânı olan her Müslüman vakıf kurmak için gayret göstertmiştir.  Vakıflar Emeviler, Abbasiler döneminde daha da gelişti ve Büyük Selçuklu Devletinin kurulması vakıfların bir kat daha inkişafına sebep oldu. Osmanlı döneminde ilk vakıf müessesesini kuran Orhan Gazi olmuştur. Orhan Gaziden başlayarak Osmanlı padişahları, Sultanları, Vezirleri, Zenginleri, Paşaları… Birçok vakıf yapmışlardır.

Osmanlı padişahları sadece vakıf yapmakla yetinmediler, aynı zamanda başkaları tarafından yapılan vakıflara da yardımcı oldular. Fethedilen yerlerdeki vakıflara dokunmadılar, eskiden bir vakfın şartı ne ise ona riayet etmişlerdir.

Osmanlı döneminde vakıf sistemi sosyal hayatın her alanını kuşatmış, sadece insanlara yardım ve hizmet için değil, hayvanlar için de vakıflar kurulmuştur. Bütün sosyal faaliyetler neredeyse vakıflar eliyle yürütülmeye başlanmış, vakıfları bu dönemde önemli bir sosyal politika aktörü olarak ön plana çıkarmıştır. Bunun sonucu olarak bir “vakıf medeniyeti”  doğmuştur.

 Cumhuriyet döneminde vakıfların işlevsiz kaldığı görülmektedir. sosyal politika alanında Merkezi yönetim, yerel yönetimler ve kurulan yardım dernekleri daha etkin olmaya başlamıştır.

Günümüz dünyasının sorunlarının çözümünde vakıfların istenilen sonuçları elde edebilmesi için çağın gereksinmelerine uyguna idari ve mali yapıya kavuşması gerekmektedir. Bu bağlamda vakıfların toplumsal açıdan yeniden konumlandırılmalıdır. Kökü eskiye dayanan vakıfların kuruluş amaçlarına uygun ve günümüz ihtiyaçları da göz önünde bulundurularak yeniden canlandırılmalı ve eskiden olduğu gibi yine sosyal hayatın her alanını kuşatan bir sosyal politika aktörü olmalıdır.

Prof.Dr. Ziya Kazıcı “İslami ve sosyal açıdan Vakıflar”

Hüseyin YEŞİL

 
Yazarın Diğer Makaleleri...