MAKALE

Sosyal Belediyecilik; son dönemlerde yerel yönetimlerin gündemine girmiş ve çok sık kullanılan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Sosyal Belediyecilik üzerine bir çok Akademik çalışma yapılmış makale ve tezler yazılmıştır ki, bunların hepsini okumak ve takip etmek bile çok zordur. Ama uygulamaya baktığımızda, kendisini sosyal belediyeci olarak tanımlayan ve yaptıklarına da “Sosyal Belediyecilik” olarak nitelendiren o kadar çok belediye başkanı ve belediye var ki… Bu durum neredeyse, meşhur hikâyedeki; “körlerin fil tarifine” dönüşmüş durumda. Herkesin tanımı ve uygulaması kendisine mahsus… Bu sebeple de bir belediye başkanını, “Sosyal Belediyecilik” adına bir faaliyet yapmaya görsün, bu yapılanın farklı versiyonları (kopyaları) hemen devreye giriyor ve birçok belediye başkanı da yapılanları maalesef hemen taklit ediyor… Peki bu yapılanlar gerçekten “Sosyal Belediyecilik” faaliyeti midir? Bizim halkımızın buna ihtiyacı var mıdır? Yapılan bu faaliyetler, halkımıza gerçekten sosyal bir değer katacak mıdır? Sosyal bir yaraya merhem olacak mıdır? Vb. Bu soruları artırmak mümkün. Burada amaç; “Sosyal Belediyecilik” mi? Yoksa farklı bir icraatla öne çıkmak ve yapay farklar oluşturmaya çalışmak mı?

Öncelikle “Şehremini’nin anlamı ile başlamak istedim. Şehremini; ”Osmanlı İmparatorluğu'nda Tanzimat'a kadar saray ve devlet yapılarının onarımına, haremin gider ve aylık işlerine bakmakla yükümlü kimse. Şehremanetinin başında bulunan kimse, belediye başkanı.

Şehremaneti de; Osmanlı İmparatorluğu'nda, bugünkü belediye zabıtası görevini yapan, kentin temizlik ve güzelliğiyle ilgilenen yerel yönetim. Bugünkü belediyenin, Türkiye'de kurulan ilk biçimi.

Kısaca Belediyeciliğin Osmanlı’da nasıl olduğuna da bakacak olursak; Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanzimat’tan önceki dönemde belediye idaresi İslâmî esaslara dayanmakta ve kadı tarafından temsil edilmekteydi. Kadı idari, adli ve beledi yetkilerin hemen tümüne sahip ve atama yolu ile işbaşına gelen bir devlet memuruydu. Kadı hem hakim, hem mülki amir, hem de belediye başkanıydı. Hâkim sıfatıyla baktığı davalardan aldığı harçlar dışında, devlet bütçesinden bir maaş almazdı.

Osmanlı şehir yönetiminde adli, mülki ve beledi fonksiyonlar birbirinden ayrılmamıştır. Bu fonksiyonları yerine getirmekle görevli kadının subaşı, naip, imam ve muhtesip gibi yardımcıları vardır. Subaşı şehrin güvenliğinden kadıya karşı sorumlu emniyet amiridir. Naip, kadının yargıdaki yardımcısı, imam ise mahalle yöneticisidir.

Kadının tek başına bu denli değişik ve ağır görevleri yerine getirmesi imkânsız idi. Kadının kentin muhtelif yerlerinde ayak naibi adı verilen vekilleri vardı. Semtlerden bir alt kademede bulunan mahallelerde ise mahalle imamları kadının görevlerini yerine getirmekle mükellefti. Kadının beledi yetkilerini kullanmasında muhtesip adı verilen bir yardımcısı da vardı. Muhtesip esnafın denetlenmesinde, narhın saptanmasında, temizliğin kontrolünde ve beledi müeyyidelerin uygulanmasında kadının başlıca yardımcısı olup, bir tür belediye zabıtası müdürü işlevi görüyordu. Bunların dışında kalan belediye hizmetlerini de, başta vakıflar olmak üzere sivil örgütler yerine getiriyordu. Bunlar arasında mahalle, Osmanlı’dan devralınan en canlı ve fonksiyonel bir mahalli idare birimiydi.

Kadının belediye işlerinden sorumlu yardımcısı ise “muhtesip” tir. Muhtesip, ihtisab ağası, esnafı denetleyen, ticari hayatın düzenini sağlamaya çalışan kişi anlamına gelmektedir. İhtisab ise Kelime olarak, çirkin ya da zararlı bir fiili yasaklamak ve iyiliği emretmek anlamına gelir. Kısaca iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak felsefesi, Osmanlı belediye hizmetlerinin de temel mantığını oluşturmuştur.

Osmanlı vakıfları, günümüzde belediye ve bayındırlık hizmetleri denilen konuların önemli bir bölümünü üstlenmiştir. Camiler, mescitler, medreseler, imaretler, hamamlar, çeşmeler, köprüler, hanlar, kervansaraylar ve darüşşifaların hemen tümü vakıf eserleridir.

Ülkemizde sosyal belediyecilik anlayışına bakıldığında, sosyal belediyeciliğin köklerinin Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar uzandığı görülmektedir. 

Kısaca söz etmeye çalıştığım tanım ve tarihi bilgilerden sonra, sosyal belediyecilik kavaramı üzerinde durabiliriz. Sosyal belediyecilik; sosyal devletin, vatandaşlarına sunmakla yükümlü olduğu sosyal politika ve faaliyetlere belediyelerin de katılıp yerel düzeyde birtakım sosyal yardım ve hizmetleri yapmasını ifade etmektedir.

Sosyal belediyecilik, belediyelerin sosyal fonksiyonlarını arttıran ve sosyal yaşam içinde aktif hale gelmelerini sağlayan, yani sosyal devletin gereklerini gerçekleştirmeye yönelik olarak belediyelere yeni birtakım görevler yükleyen bir anlayıştır.

Sosyal belediyecilik, belediye ’ye, bulunduğu mahallin fiziki yapısına dair hizmetlerin yanında sosyal alanlarda da planlama ve düzenleme işlevi yükleyen bir anlayıştır.

Ülkemizde 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ile diğer bazı kanunlar, belediyelere sosyal yardım ve sosyal hizmet alanında önemli yetki ve fonksiyonlar yükleyerek, belediyeleri mahalli düzeydeki sosyal politika ve sosyal refah hizmetlerinin yerine getirilmesinde ve sınırları içindeki vatandaşların refahının artırılmasında etkin kuruluşlar haline getirmektedir.

Bu sözü edilen 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ile diğer kanunlardaki hükümler doğrultusunda, sosyal belediyecilik kapsamında yapılabilecek hizmetleri de genel olarak şöyle özetlenebiliriz;

Kimsesizlerin, evsizlerin, sokak çocuklarının ve muhtaç kadınların barınma ihtiyaçlarını karşılamak, öksüzlere çocuk yuvaları ve kreşler yapmak, yaşlılara huzurevleri tesis etmek, sağlık merkezleri, sağlık ocakları, gezici sağlık otobüsleri, ön tanı merkezleri açmak, hastaneler civarında hasta yakınları için misafirhaneler oluşturmak,   kültür, sanat ve spor tesisleri açmak, tiyatro, sinema, kütüphane ve kültür merkezlerini mahallelere kadar yaygınlaştırmak, fakir, muhtaç ve yaşam mücadelesi veren kesimlere yönelik aş evleri ve imarethaneler kurmak, özürlüler için ulaşım, eğitim ve sosyo-kültürel ortamlarda kolaylık sağlayıcı tedbirler almak, beceri ve meslek edindirme kursları açmak, park-bahçeler ve piknik alanlarını yaygınlaştırmak, doğal dengeyi koruyan ve çevresel şartları düzenlenmiş ucuz konut alanları üretmek, iş kuracak kadın ve gençlere yönelik rehberlik hizmetleri yapmak, onlara makine ve ekipman desteği sağlamak, tanzim satış mağazaları ve ekmek fabrikaları kurmak gıda, kömür, ilaç, kırtasiye malzemesi yardımı yapmak, toplumsal gruplar, sivil toplum kuruluşları ve kitle örgütlerine rehberlik etmek, onlarla dayanışma ve yardımlaşmayı geliştirmek ve gençlerin, engellilerin ve kadınların toplumsallaşmalarını sağlayacak merkezler açmaktır.
          
Sosyal belediyecilik, geleneksel belediyecilik anlayışının dışına çıkan bir anlayıştır. Bu anlayış belediyeleri sadece bir alt yapı yapan bir birim olarak değil de, insanların sosyal ve kültürel hayatına katkıda bulunan, bu konuda görev ve sorumluluklar alan bir hizmet/yönetim birimi olarak görür.
Sosyal bir belediyenin her şeyden önce yapması gereken ilk iş, belediye sınırları içerisinde bir sosyal doku haritasının çıkartılmasıdır. Yani belediye, sınırları içerisinde yaşayan halkın gelir durumu, kültürel donanımı, eğitim durumu, yaşı, cinsiyeti gibi bilgileri, anket, istatistik, kamuoyu araştırmaları vb. bilgi toplama ve araştırma teknikleri ile temin etmelidir.

Temin ettiği bilgiler sayesinde nerede, hangi kitlenin, neye, ne kadar ihtiyaç duyduğu konusunda ve hizmet sunumunda etkinlik, verimlilik, adalet gibi değerlerin ön plana çıkması sağlanabilecektir. Sosyal belediyecilik, yardıma ihtiyaç duyanlara yardım etmek yanında, onları yardıma muhtaç olmaktan çıkarmayı da hedefler.

Sosyal belediyecilikte amaç; sosyal sorunların ortaya çıkmasına engel olmak, bu konuda önleyici tedbirler almak, böylece insanların mutlu, huzurlu, sosyal refah düzeyi yüksek bir ortamda yaşamasına olanak sağlayarak; çocuklara, gençlere, kadınlara, yaşlılara, özürlülere, muhtaç ailelere hatta tüm halka yönelik sosyal hizmet projeleri üretmektir.

Belediyelerimizin Sosyal Belediyecilik adına yapmış olduğu faaliyetlerden birkaç örnek verebiliriz;

 Gençlik Merkezleri
 Çocuk Kulüpleri
 Sokakta Çalışan Çocuklar Merkezi
 Bilim Merkezleri
 Çocuk Koruma ve Danışma Merkezi
 Çocuk Meclisi
 Eğitim ve Dinlenme Tesisleri
 Evlendirme Faaliyetleri
 Çocukları Sünnet Etme Faaliyetleri
 Yaşlılar ve Gençler Bilgi Erişim Merkezi
 Şefkat Evleri
 Yaşlılara Hizmet Merkezi
 Engelliler Lokali
 Engelliler Hizmet ve Rehabilitasyon Merkezi
 Engelliler Ticaret Merkezi
 Görme Engelliler Eğitim ve Teknoloji Merkezi
 Hanım Lokalleri
 Kadın Konukevleri vb.

Yukarıda verdiğimiz bu örnekler, belediyelerin sosyal belediyecilik adına yaptıkları çalışmaların tamamını ifade etmemektedir. İçerik olarak aynı işin yapıldığı, ancak farklı isimlerle isimlendirilen bir çok örnekte bulmak mümkündür.

Sosyal belediyeciliğimiz neden olması gerektiği gibi değil?

 Her şeyden önce sosyal belediyecilik kavramı yoksullara ve ihtiyaç sahiplerine belirli dönemlerde aynî yardım ya da çok zor anlarda parasal yardım yapmak şeklinde dar bir anlamda algılanmaktadır.

 Belediyelerin sosyal belediyecilik adına kalıcı değil, geçici projeler üretmeleri, sosyal yardım ve sosyal politika uygulamalarına esas olacak kentsel doku haritalarının yetersizliği veya hiç çıkartılmamış olması ile merkezi yönetim birimleri, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerle işbirliği ve eşgüdüm eksiklikleri,

 Sosyal barışa, sosyal kalkınmaya önemli katkılar sağlayacak en önemli aktörlerden birisi olarak idealize edilen sosyal belediyecilik birçok belediye tarafından, belediyecilik alanında yapılacak en son aşama olarak değerlendirilmektedir. Bu ise belediyelerin geniş kapsamlı sosyal belediyecilik faaliyetlerine kendilerini kapatmalarını ve kendilerini dar kapsamlı sosyal belediyecilik anlayışına mahkum etmelerini doğurmaktadır.

 Sosyal belediyecilik kavramının dar anlamda algılanmasında belediye başkanlarının Sosyal politikalar alanında yetersiz bilinç düzeyine sahip olmaları, geniş kapsamlı sosyal belediyecilik anlayışına negatif yaklaşmaları ve sosyal politikaları merkezi yönetimin görevi olarak görmeleri önemli nedenlerin başında gelmektedir.

 Sosyal belediyecilik uygulamalarının, halkın acil ihtiyaçlarının geçici olarak bir  defaya mahsus karşılanması olarak algılanması,

 Sosyal hizmetler alanında belediyelerde yetişmiş kalifiye elamanın bulunmamasıdır.

Sosyal Belediyecilik Konusunda Neler Yapılabilir?

Sosyal belediyecilik misyonu; sosyal sorunlar ortaya çıktıktan sonra müdahale eden bir anlayışla değil; öncesinde çocuk, genç, kadın, yaşlı, özürlü ve ailelere yönelik sosyal hizmet projeleri ile oluşturmalıdır. Vatandaşlara hasta olmadan oturduğu yerde rehberlik, danışmanlık hizmetleriyle sağlıklı, mutlu ve huzurlu hayatın yaşanmasında öncülük etmelidir. Toplumları sorunlardan koruyucu ve önleyici olmalıdır. Böylece insanın ve toplumun inşasına, sosyal refah düzeyinin gelişimine katkı sağlayabilir.
 
Günümüzde belediyeler, İnsan Merkezli Politikalarla, ancak hizmetlerini toplum temelli organizasyon ve kurumlarla yeniden oluşturarak mutlu aile, güvenli toplum yapısı içerisinde sosyal sorunlara çözüm üretebilirler. Çözüm sürecine uzman profesyonellerden oluşturulan kadrolar yanı sıra gönüllü, sivil oluşumlarında katarak işbirliği ve eşgüdüm içerisinde toplumda sorumluluk duygusu, vatandaşlık bilincini geliştirebilirler.

Belediyeler, ülkemizin sosyal refah düzeyinin yükselmesinde etkin, hareket kabiliyeti yüksek ve en önemli kurumlarıdır. Belediyelerde görev alacak kişilerin ehliyetli, liyakatli ve vicdanlı kişilerden oluşması sorumluluklarını verimli olarak gerçekleştirilmesinin önemi günümüzde zorunluluk halini almıştır. Belediyelerin hizmet merkezinde, insan vardır. İnsanın bedensel, ruhsal ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması vizyonunu oluşturur.

Sonuç olarak Eşrefi mahlûkat olarak yaratılan insanın; Beden-Ruh ve Akıl sağlığı birlikte ele alınmalı, yapılacak olan sosyal çalışmalarda da bu önceliklere yer verilmesi gerekmektedir. Bu sosyal çalışmalarda sadece; bedenlerin doyurulup, giydirildiği ama, zihin ve ruhların boş bırakıldığı ya da olması gerekenlerle doldurulmadığı çalışmalar yapılırsa, o zaman; bencil, menfaatperest, hedefsiz ve sonuç olarak da sadece kendini düşünen insanların ortaya çıktığını göreceğimiz sonuçlar elde ederiz.
 
Eğer boşanmalar her gün artıyor, sokak çocuklarının sayısı her gün biraz daha çoğalıyor, madde bağımlılarının istatistikleri yükseliyor, kadın sığınma evlerinin yanı sıra, bir de erkek sığınma evleri de yapılmaya başlanıyorsa, o zaman her bir yöneticinin şapkasını önüne koyup bütün bunların hesabını iyi yapması gerekmektedir. Önemli olan, depremden önce önlem alabilmektir. Bu deprem bir de sosyal içerikli bir deprem ise, bu önlemler bütün nesilleri ve zamanları kapsayacak içerik ve kapsamda olmalıdır.

 
Yazımızı iki güzel söz ile bitirelim.
“Samsun‘da yaşamış ve 1950‘de vefat etmiş “Açık baş Ömer Efendi” namıyla maruf bir muallimin ibret dolu mısraları:
“Başta devlet, dilde himmet, elde fırsat var iken.
Tut elinden düşmüşlerin, sana saadet yâr iken.
Kimseye baki değildir, mülk-ü devlet sim-ü zer*.
Bir harap olmuş gönlü tamir etmektir hüner!
* sim-ü zer; Gümüş ve altın.
Toplayın gül goncalarını şimdi zamanı varken,
Şimdi size gülen bir çiçek, yarın olacak bir diken.(Lord Byron)

 
Yaptıklarımızın da, yapmamız gerekirken yapmadıklarımızın da hesabının sorulacağını unutmamamız dilek ve temennileriyle, yeni bir yazıda buluşmak üzere. Selam ve dua ile…

Fahri SEVİMLİ


Yararlanılan Kaynaklar:

Ankara Büyükşehir Belediyesi Resmi İnternet Sayfası, www.ankara-bel.gov.tr
Ateş, Hamza (2009) “Sosyal Belediyecilik”, Çerçeve Dergisi, (Ocak).
Erol KAYA, Yerel Yönetimler Reformu ve Belediyelerde Yeniden Yapılanma,
Fikret EFE, Uygulamalı Sosyal Belediyecilik e-kent Modeli Boğaziçi Beldesi Örneği, Metropol Yayınları, İstanbul, 2008,
İrfan DEMİR, “Yerel Yönetimlerin Sosyal Politika Fonksiyonları Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Örneği”, Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli Üniversitesi,
Keleş, Ruşen ve Bülent Duru (2008) “Ankara’nın Ülke Kentleşmesindeki Etkilerine Tarihsel
Bir Bakış”, Mülkiye Dergisi, (261).
Kesgin, Bedrettin (2011) “Kentsel Yoksulluğa ve Sosyal Dışlanmaya Karşı Yerinden ve
Yerel Müdahale Olarak Sosyal Belediyecilik”
Sosyal Belediyecilik nasıl olmalı? Fatih Kılıçarslan / Sosyal Hizmet Uzmanı
Uçaktürk, Tülay, Ahmet Uçaktürk ve Mehmet Özkan (2009) “Yerel Yönetimlerde Sosyal
Sorumluluk Bağlamında Sosyal Belediyecilik: Biga Belediyesi Örneği”, VI. Uluslararası
Sivil Toplum Kuruluşları Kongresi, Çanakkale: 18 Mart Üniversitesi.

 
Yazarın Diğer Makaleleri...