MAKALE

Prof. Dr. Arif ERSOY:"Kentsel Gelişime, Şehirlerin Mâmur ve İnsanların ise İrfanlı Olmasıyla Sağlanacaktır."

Sosyal politikanın önemli bir aktörü olarak yerel idarelerin misyon ve konumunun nerede ve hangi noktada olması gerektiğini düşünüyorsunuz? (Planlama ve sosyal belediyecilik uygulamaları açısından.)
 
Milletimizin inancı ve değer ölçülerine göre oluşan ortak düşüncesine göre insan, kâinatın en üstün canlısıdır. Kâinat, insan için yaratılmıştır. insan bütün sosyal faaliyetlerin merkezindedir. Esas olan insana hizmettir. Başta devlet olmak üzere bütün sosyal kurumların varlık nedeni, insana hizmet etmektir, insanın huzur ve mutluluk içinde yaşamasına ortam hazırlamaktır.
 
insan, yaratılış gereği bir arada yaşamak zorunda olan bir varlıktır. Sosyal teşkilatlanmanın amacı, haklının hakkını korumaktır. Bu anlayışa göre sosyal hayatta güçlü olan haklı değil, haklı olan güçlüdür. Çünkü organize olmuş toplumun ortak gücünü (egemenliği) elinde tutan yöneticilerin varlık nedeni, haklının hakkını korumaktır. Bu dünya görüşüne göre, güç ve kuvvet sahibi olan Allah'tır. Veren, alan O'dur (Tevhid). insana akıl ve muhakeme gücünü O verdi. insanı inanma, düşünme, irade ve ünsiyet yetenekleri ile donatan O'dur.
 
insanların temel ihtiyaçları, yeteneklerinden kaynaklanmaktadır. Dinî ve ahlâki ihtiyaçlar insanın inanma yeteneğinden, ilmî ihtiyaçlar düşünme, iktisadi ihtiyaçlar irade ve siyasî ihtiyaçlar ise ünsiyet yeteneklerinden kaynaklanmaktadır. insanlar bu temel ihtiyaçlarını karşılamak için çeşitli sosyal teşkilatlar kurmuşlardır.
 
Devlet, sınırları belli olan bir toprak parçası üzerinde milletin ortak gücünü temsil eden gelişmiş bir kurumdur. Devlet, sosyal kurumlar vasıtasıyla toplumun temel ihtiyaçlarının karşılamasına ortam hazırlayan bir teşkilattır. ilmî kurumlar, doğru bilgileri üretir, yalan ve yanlışların azalmasına ortam hazırlar ise, ahlâki kurumlar iyi ve güzeli yayar, kötülük ve çirkinlikleri önlerler ise, iktisadî kurumlar ülkenin kaynaklarını verimli bir şekilde kullanır, faydalı ve yararlı mal ve hizmetleri üretir, israf ve verimsizliği azaltırlarsa ve siyasi kurumlar sosyal hayatta nimet-külfet paylaşımının adil olmasını sağlar, haksızlıkları önlerlerse, sosyal hayatta yardımlaşma ve dayanışma artar. Toplum barış ve huzur içinde yaşar.
 
Milletimiz devleti, hizmet kuruluşu olarak kabul eder. Devlet, temel hakları korur ve paylaşımda adaleti sağlamak için oluşturulan bir sosyal teşkilattır. Temel hakları koruyamayan ve sosyal paylaşımı sağlayamayan bir devlet, bir bakıma varlık nedenini ortadan kaldırmış olur. Milletimizin tarih boyunca ön gördüğü ve benimsediği devlet her zaman sosyal devlet olmuştur.
 
Milletimizin dünya görüşüne göre, kainatı yaratan Allah, dünyanın kaynaklarını insanların yararına ve hizmetine vermiştir. insan, bilgi ve yeteneklerini kullanarak dünyanın kaynaklarını israf etmeden faydalı mal ve hizmetler üretmelidir. Üretilen nimetlerin sahipleri, sahip oldukları nimetleri diğer insanlarla paylaşmalıdırlar. Paylaşım, bir görevdir ve bir ibadettir. Sahip olunan nimetlerde yoksulların, borçluların, yolcuların, yetimlerin ve kimsesizlerin de hakkı vardır. Bu nimetlerin bir bölümü toplumun bu katmanlarıyla paylaşılmalıdır.
 
İnsanlarımızın bir bölümü çok çalışır, az harcar; biriktirdiği değerlerin bir bölümünü hayrı kabul ettiği sosyal hizmetleri karşılamak için harcar. Onlara göre fanî olan mal ve mülkü ebedileştirmenin yolu toplumun hizmetinde harcamaktır. Çünkü onların ortak inancı ve dünya görüşüne göre "insanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır". Hayırda yarışma milletimizin ortak hasleti ve bir "milli dinamik"tir. Bu dinamiği harekete geçiren idareciler, bir çok hizmeti halkla birlikte yapmışlar, bir çok sosyal soruna halk ile birlikte çözüm üretmişlerdir.
 
Yerel yönetimlerde 1 990'lardan itibaren bazı belediyelerimizde "milletimizin hayırda yarışma" hasletinin harekete geçirilmesiyle belediyecilik alanında adeta bir "devrim" gerçekleştirildi. Bazı belediyelerimizde bir çok sosyal hizmet halk ile birlikte gerçekleştirildi. Milletimizin ortak inancı ve düşüncesine göre "halka hizmet Hakk'a ibadet etmektir". Halkın bu inancını halk ile paylaşan yöneticilerimiz, yerel idareleri sosyalistleştirmeden sosyalleştirmişlerdir.
 
Kentsel gelişme, şehirlerin mamur, insanların ise irfanlı olmasıyla sağlanacaktır. irfan, insanın yaradılış gayesini bilmesi ve bütün yaratılanları sevmesini ifade eder. Kendisini düşündüğü kadar, diğer insanları da düşünür. Milletimizin ortak dünya görüşüne göre yaradılışımızın gayesi, "Halik-i tazim, mahluka şefkattir". Kâinatı yaratan ve insanın hizmetine veren Yüce Yaratıcı'ya ibadet ve sosyal hayatta adaleti tesis ederek yaratılanları sevmektir. Sevgi adaletle ifade edilmektedir. Adil olmayan ve başkaların haklarını ihlal eden, şefkat sahibi olamaz. irfanlı insan, başkasının hakkını yemeyen ve kendi hakkını da başkasına yedirmeyen insandır. Başkasının hakkını yemek zulümdür. Kendi hakkının başkası tarafından ihlal edilmesine razı olmak zulmü desteklemek (sübvanse etmek) demektir.
 
Milletimizin dünya görüşüne göre, devletin sahibi millettir. Çünkü devletgücünün kaynağı, teşkilatlanmış olan toplumun ortak gücüdür. Devlet hizmetleri yöneticilere geçici bir süre için verilmiştir. Kent sakinleri, belediye yönetimini, seçimle belirlediği kişi ve kişilere emanet eder. Belediye başkanı emin olan insandır. Şehir kendisine emanet edilmiştir. Bundan dolayı belediye başkanı, "şehremin" sıfatıyla anılır. Başkana ve yönetimine belediye emanet edilmiştir. Başkan, kendisine belediyeyi emanet edenlerin iradesi ve rızası doğrultusunda idare etmekle yükümlüdür, aksi takdirde emanete riayet etmemiş olur, belediyenin halkın irade ve rızasına muhalif bir şekilde yönetilmesi durumunda emanete hıyanetlik etmiş olur.
 
Belediyenin malı mülkü kent sakinlerinindir. Seçilen yönetime emanet edilmiştir. Haksız yere yenmemeli ve yedirilmemeli. Belediye başkanı en çok güvenilen, sıkıntılı anında ilk baş vurulan merci kabul edilmektedir. Belediye hizmetleri kolaylaştırılmalı.
 
Karşılaşılan sorunlar halk ile istişare edilerek yerinde ve zamanında çözümlenmeli. Belediye yönetimi iyiyi, doğruyu, güzeli ve adaleti hâkim kılmayı hedef kabul etmelidir.
 
Belediye başkanı, insanın hayatını doğrudan veya dolaylı etkileyen doğal, iktisadi, kültürel, ahlaki ve sosyal çevreyi korumakla görevlidir. Şehrin havası, suyu ve toprağının kirletilmeden kullanılmasını sağlamak çevreyi korumanın gereğidir. Çevreyi korumakla görevli olan belediye yönetimi kent sakinlerinin malını, canını, neslini, inanç ve düşüncesini korumakla yükümlüdür. insanın temel haklarından olan mal, can, nesil, akıl ve inancını koruyamayan idareler, bir bakıma varlık nedenlerini ortadan kaldırmış olurlar.
 
Etkili yerel sosyal politikanın oluşturulabilmesi için yetkili yerel aktörlere (Belediye, İl Özel İdaresi, STK'lar, Valiliğin uhdesinde olan sosyal kurumlar; SHÇEK İl Müdürlüğü; İl Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı vs.) ne gibi görevler düşmektedir? Aralarındaki işbirliği nasıl sağlanmalıdır?
 
Demokrasi nimet-külfetin adil paylaşıldığı bir ortamda anlam ifade eder. Nimetin sınırlı sayıda insana hasredildiği ve külfetin de kitlelerin omuzlarına yüklendiği bir düzende demokrasi her zaman güçlülere hizmet eder. Nimetlerin belli bir gruba aktarıldığı demokrasilerde boş vaatlerle ve gerçekleşmesi mümkün olmayan ümitlerle kitleler teskin edilir.
 
Halkımızın inancı ve dünya görüşü nimet-külfetin adil paylaşılmasını esas alır. Bundan dolayı tarih boyunca Müslüman toplumlar, sınıfsal bir yapıya sahip olmamıştır. Ayrıcalıklı ve imtiyazlı bir zümrenin oluşmasına göz yumulmamıştır. Halkımızın dünya görüşü ve kültürel değerleri katılımcı ve paylaşımcı bir demokrasinin tesis edilmesine müsaittir.
 
Belediye başkanı olarak yönettiğim kentin (Çorum'un) sorunlarını kentlilerle paylaşmaya özen gösterdim. Şehrimi şeffaf bir yönetimle idare ettim. Belediyede hiçbir işi gizli yapmadım. Her yaptığım iş hakkında hemşehrilerimi bilgilendirdim. Çünkü şehrimin insanlarına her ortamda belediyenin sahibi olduklarını belirttim. Anlayışımızın, yönetim olarak bize emanet edilen şehri emanet sahiplerinin düşüncesine göre yönetmek olduğunu vurguladım.
 
Halkın bu anlayışının belediye yönetimine yansıtılmasına çalışıldı. Halkın her konuda yönetime aktif katılmasına ortam hazırlandı. Hemşehrilerimiz hayırda, sosyal sorunları çözmede ve belediyeye yardım etmede adeta yarıştılar. Çorum'da bir çok sosyal yatırımı halk yaptı. Bazen şehirdeki sosyal yatırımların toplam bütçesi, belediye bütçesinden daha fazla olmuştur. Okul, yurt, cami, cemevi, tatlı su çeşmeleri ve park yapımında kent sakinleri adeta yarıştılar. Bazı alanlarda yapılan fazla yatırımları azaltmak için halkı ikna etmek zorunda kaldık.
 
Kentte yaşayan yoksullara yardımda şehir halkı imkânlarını seferber etti. Belediye sadece onlara yol gösterdi. Yardımcı oldu ve yoksullara yardımda öncü ve örnek oldu. Her mahalle kendi fakirlerine yardımcı olmak için imkânlarını seferber etti. işadamları kendi aralarında teşkilatlanarak sessizce kentin yoksullarına yardım ettiler.
 
Milletimizin kültürü, paylaşımcı bir kültürdür. Eğer milli dinamiklerimizi harekete geçirir ve halkımızın dünya görüşü ve değer ölçülerine göre bir demokratikleşme modeli geliştirir isek, Türkiye, dünyanın en ileri katılımcı ve paylaşımcı demokrasisine sahip olabilir ve o zaman islam dünyası için örnek bir ülke hâline gelebilir. Kültürü ve değer ölçüleri farklı olan yabancı toplumları taklit eden bir ülkede gerçek demokrasinin kurulma şansının zayıf olması yanında taklitçilerin örnek olma şansı yoktur.
 
Yukarıda yapılan hizmetler halkımızın dünya görüşü ve değer ölçülerinin bir bakıma ön gördüğü hizmetlerdir. Halk bu hizmetlerin yapıldığını gördükçe belediyeleri daha fazla desteklemiş, kent yönetimine daha aktif katılmaya çalışmış ve kent sorunlarının çözümünde daha aktif rol oynamayı kentli olmanın bir gereği kabul etmiştir.
 
Milletimizin dünya görüşü ve değer ölçüleri nimet-külfet paylaşımının adil olmasını öngörmektedir. Milletin düşünce ve iradesi yerel yönetimlerde kararlara yansıtıldığı ölçüde halkın desteği artacak ve ülkemizde geleceğin demokrasisi olan "Adil Paylaşımcı Demokrasi" gelişecektir.
 
 
Prof. Dr. Arif ERSOY
Çorum Belediye Eski Başkanı

 
Diğer Yazılar...